
Azerbaycan sinemasının tarihinde küçük rolleriyle akıllarda kalan oyunculardan biri Kamil Maherremov'dur. Adı geçtiğinde ilk akla gelen karakter, Derviş Paris'i Havaya Uçuruyor (1976) filmindeki Gambar'dır. Hatemhan ağanın hizmetkârının, Avrupa'dan gelen botanik bilgini Mösyö Jordan ile bitki isimleri üzerine yaptığı tartışma, filmin en akılda kalan sahnelerinden biridir. Oyuncunun Yol Öyküsü filminde canlandırdığı Paşa karakteri, Ben Şarkı Besteliyorum filmindeki Hocat, Evlenmek İstiyorum filmindeki Hüseyin ve Mozalan hiciv film dergisinde yarattığı komik karakterler bugün de izleyici hafızasından silinmedi, her seferinde severek izleniyor. Bu karakterlerin ağzından çıkan pek çok replik, sinema severler arasında bir tür deyime dönüşmüştür. Oyuncunun filmografisinde toplam 40'tan fazla ekran çalışması bulunmaktadır. Kamil Maherremov 6 Mayıs 1941'de Şamahı'da doğdu. Ailede üç çocuk vardı — iki erkek kardeş ve bir kız kardeş. Babası terziydi. Daha sonra aile Bakü'ye taşındı ve Kamil ortaokulda okurken drama kulübüne yazıldı. Halk Sanatçısı Hacı İsmayılov, Kamil Maherremov'u şöyle hatırlıyor: "Kamil'i ilk kez Lütfi Memmedbeyov'un drama kulübünde gördüm. O zamandan itibaren sanata büyük bir ilgisi vardı. Her gün dersten çıkıp kulübe gelir, kendisinin rol almadığı oyunların provalarını bile izlerdi. Lütfi hoca da onun yeteneğini çok beğenirdi. Ama bir gün Kamil'in Enerji Teknik Okulu'na kaydolduğunu duyduk. Kader öyle bir şey ki, sanata olan büyük sevgisi yüzünden yine oyunculuğu seçmek zorunda kaldı. Karakter olarak yumuşak ve çok sıcakkanlı bir insandı. İster kulübe gittiğimiz dönemde, ister sonrasında ilişkilerimiz hep iyi oldu. Bugüne kadar sanat dostlarımızdan hiçbirinin Kamil'e gücendiğini duymadım." Uzun yıllar Kamil Maherremov ile birlikte Mozalan hiciv film dergisinde çalışan Emektar Sanatçı Şamil Süleymanov da onu güzel anılarla hatırlıyor: "Kamil Maherremov'un adı anıldığında yüzlerde bir gülümseme, ama aynı zamanda bir hüzün görüyorum. Çünkü hayatı hiç de kolay olmadı. Çocukluğundan itibaren annesinin hastalığı, ailenin geçim sıkıntısı, sonrasında ise kendisi de zorlukla yaşadı. Bildiğim kadarıyla ailesinde ondan başka sanatla uğraşan kimse yoktu. Onu sanata getiren, bu mesleğe olan büyük sevgisiydi. Sanat Enstitüsü'nü bitirdikten sonra atamayla Sumgayıt tiyatrosuna gönderilmişti. Mozalan ekibinin en neşeli insanlarından biriydi. Ekibimizde şöyle bir gelenek vardı: birinin doğum günü ya da güzel bir olayı olduğunda ayrı davetiye dağıtılmazdı. Sadece odanın kapısına bir ilan asılırdı: 'Falan gün falancanın düğünü ya da doğum günü var. Hepiniz davetlisiniz.' Ekipten ayrıldıktan sonra bile böyle bir haber duyduğunda gelirdi. 'Ne olmuş işten ayrılmışım, biliyorum ki yine kapıya genel davet asıyorsunuz' derdi. Dostlukta çok sadık bir insandı." Oyuncunun vaktiyle çalıştığı Sumgayıt Müzikli Drama Tiyatrosu'nu arayıp ailesinin adresini öğrenmek istesek de kesin bir bilgi edinemedik. Sadece eşi Mahire Hanım'ın bir eğitim kurumunda öğretmen olduğunu öğrenebildik. Arşivi tararken Mahire Hanım'ın bir röportajında eşiyle ilgili anılarına rastladık: "Bakü'de evlerinin penceresi bizim okulun bahçesine bakıyordu. Her gün zil çalar çalmaz bakardım, Kamil karşımda dururdu. O kadar neşeli, güzel bir insandı ki, ona kısa sürede âşık oldum. Evlendik, enstitüyü bitirdikten sonra Sumgayıt'a gönderildiğinde çok sevindim. Çünkü Sumgayıt sakin bir şehirdi. Tiyatroda iyi rolleri vardı, sinemaya da çekiliyordu. Ailemizde iki çocuğumuz oldu. Çok geçmeden bize Sumgayıt'ta bir ev de verdiler." Ne yazık ki Kamil Maherremov hayatını erken kaybetti. Eğer erken vefat etmeseydi, yeteneği sayesinde daha ne kadar ilginç karakterler yaratabilirdi kim bilir. Sinemada küçük ama karakteristik roller oynadı. Küçük bir rolle karakter ortaya koyabilmek her oyuncuya nasip olmaz. Kelimenin söyleyemediğini bazen mimikle, jestle söyleyebilmek özel bir yetenek gerektirir. Evlenmek İstiyorum filmindeki Hüseyin karakterinde olduğu gibi. Oyuncu 1993 yılının Ekim ayında hayatını kaybetti. Tiyatronun otobüsü herkesi evine bıraktıktan sonra Kamil Maherremov otobüste öyle derin uyudu ki, şoför onu uyandıramadı. Bunun üzerine şoför, uyandığında inip evine gitsin diye otobüsün kapısını açık bıraktı. Sabah geldiklerinde onun tam da koltukta hayatını kaybettiğini gördüler.