
Psikoloji bölümü öğrencisi Güneş, staj için bir köy okuluna gider. Uzun yolculukta sade köy insanlarıyla tanışır — sevecen ama ısrarcı Magsud ve sert görünse de yüreği yumuşak öğretmen Nergiz. Kısa sürede, büyükannesiyle yaşayan ve kimseyle konuşmayan Abbas adlı bir çocuğun varlığını öğrenir. Çocuk suskundur, dışlanmıştır ve köy çocukları ona "deli" der. Güneş ona yaklaşmaya çalışır: kitaplar getirir, oyuncaklar verir, konuşmayı dener. Zamanla Abbas'ın bir "hastalığı" değil, farklı bir bakışı olduğunu görür — doğayla iç içedir, uyumu hisseder ve adaletsizliğe karşı duyarlıdır. Köyün gündelik sorunları — yoksulluk, su kıtlığı ve insanların umutsuzluğu — Abbas'ın kaderiyle iç içe geçer. Gizli bir su kaynağını açmaya çalışırken taşların altında kalır. Bu olay köylüleri ilk kez birleştirir ve çocuğun kurtarılması umudun sembolüne dönüşür. Filmin sonunda Abbas ilk kez sınıfta gülümser ve soruyu yanıtlar. Onun sesi hastalık değil, tam tersine umudun ve inancın gücüdür.
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.